Uyanir uyanmaz bugunu; "Birilerine kendini degerli hissettirme gunu" ilan ettim. Sozle, kalple falan degil ama bu sefer - bir hediye ile...
Ne guzeldir "icimden geldi" diyerek karsindakinin mutluluguna sahit olmak. Ona deger verdigini hissettirmek!
Hem Pahali olmasi da gerekmez "icimden geldi" hediyesinin. Ama en pahali hediyeye tas cikartir! Kendi boyadigimiz bir cam bardak, bahceden toplanmis bir demet papatya, kucucuk bir not defteri gibi mesela. Kendinizi koyun hemen karsinizdakinin yerine, gune iyi baslamak icin harika bir enerji degil mi? Enerji demisken, Hem vermek beraberinde almayi getirir. Ikisinin dengesini saglar. Sen bir elinle verdikce diger elin dolar tasar, tasmasi da gerekir zaten. Tasmadiginda kaynak kesilir.
Hepsinden de ote;
Verdikçe daha çok veren büyük bir güç vardır. Çekim gücümü dersiniz, alma verme yasası mı bilmem. Allah cömert kullarını sever derler hatta:)
Bununla ilgili de çok sevdiğim bir hikaye vardır;
Vaktiyle birbirini çok seven iki kardeş varmış.
Büyüğü Halil.
Küçüğü ise İbrahim...
Halil, evli çocuklu.
İbrahim ise bekârmış...
Ortak bir tarlaları varmış iki kardeşin...
Ne mahsul çıkarsa, iki pay ederlermiş.
Bununla geçinip giderlermiş...
Bir yıl, yine harman yapmışlar buğdayı.
İkiye ayırmışlar.
İş kalmış taşımaya.
Halil, bir teklif yapmış :
İbrahim kardeşim; Ben gidip çuvalları getireyim. Sen buğdayı bekle.
Peki, abi demiş İbrahim...
Ve Halil gitmiş çuval getirmeye... .
O gidince, düşünmüş İbrahim:
Abim evli, çocuklu. Daha çok buğday lazım onun evine
Böyle demiş ve
Kendi payından bir miktar atmış onunkine...
Az sonra Halil çıkagelmiş.
Haydi İbrahim. De miş, önce sen doldur da taşı ambara.
Peki abi.
İbrahim, kendi yığınından bir çuval doldurup düşer yola.
O gidince, Halil düşünür bu defa:
Der ki:
Çok şükür, ben evliyim, kurulu bir düzenim de var.
Ama kardeşim bekâr.
O daha çalışıp, para biriktirecek. Ev kurup evlenecek.
Böyle düşünerek,
Kendi payından atar onunkine birkaç kürek.
Velhasıl, biri gittiğinde, öbürü, kendi payından atar onunkine.
Bu, böyle sürüp gider.
Ama birbirlerinden habersizdirler.
Nihayet akşam olur.
Karanlık basar.
Görürler ki, bitmiyor buğdaylar.
Hatta azalmıyor bile.
Hak teala bu hali çok beğenir.
Buğdaylarına bir bereket verir, bir bereket verir ki...
Günlerce taşır iki kardeş, bitiremezler.
Şaşarlar bu işe...
Aksine çoğalır buğdayları.
Dolar taşar ambarları.
Bugün "Bereket" denilince, bu kardeşler akla gelir.
Bu bereketin adına Halil ibrahim bereketi denir.
Biz verdikçe, verdiğimizden bize daha çok veren asla unutulmamalıdır....!!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder