Bizim bir komşumuz var. Kendisi aynı festival filmlerinde oynayan o soğuk kadınlar gibi. Bakır saçlı, beyaz soluk tenli. Yüzü daima asık bir kadın.
Asansöre bineceğini gördüğü halde gözünün içine baka baka kapıyı kapatır mesela, sanki yeni cinayet işlemiş gelmiş de üstündeki kanlar görülmesin garipliğinde bir kapama ama, asansöre ayağını koysan o an o ayağı koparıp yine de seni almayacakmış gibi bir tavırla🙃
Ama bir balkonu var. Rengarenk saksılar, o şahane saksıların içinde rengarenk çiçekler, rüzgar çanları. Duvarda asılı deniz kabukları... Geçerken mutlaka gözü takılıyor insanın o keyifli balkona.
Bugün eve dönerken yine kafam balkonuna doğru yükseldi kendisiyle göz göze gelince de "İyi bayramlaaaar" dedim gülümseyerek. Kaç kere tebessüm etmişimdir kendisine en ufacık bir karşılık alamamışımdır. O da ayrı. Baktı bana yine öyle tepkisizce, sonra içeri girdi. Nasıl bozuldum anlatamam! Kapısını tekmeleyip o renkli saksıları kafasına geçirmek "Ya sen kimsin be, kimsin! demek istedim🖐
Ama sonra insanların ne yaşadığını, ne yaşayıp da şimdiki gibi bir insan olduğunu-bilmeden sadece kendi tarafımızdan bakarak yargılamanın ne kadar yanlış olduğunu hatırladım. Tanımadığım insanlara öfkelenince hep onu düşünür, sakinleştiririm kendimi.
Öyle düşününce öfkenin yerini garip bir anlayış alıyor zaten. Bir ton senaryo geçiyor insanın kafasından. Sonra "neyse ne" deyip geçip gidiyorsun.
Bu sefer geçip gitmedim ama. Gittim de yani, eve gelir gelmez bir kağıt aldım elime. Şu notu yazıp, kapısına bıraktım;
"Ben ruhunuzun da aslında en az balkonunuz kadar renkli olduğuna inanıyorum.
Sizi gülümserken hiç görmedim.
Ama gülümsediğinizde ne kadar güzel olduğunuzu tahmin etmek hiç zor değil😉 İnşallah ömrünüz boyunca daima gülümseyeceğiniz şeyler olsun hayatınızda.
Tekrar- İyi Bayramlar❤️"

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder