Hayatin icindeki rollerimize kendimizi oyle kaptiriyoruz ki, onlarin bizim gercek hayatlarimiz oldugunu dusunuyoruz. Bir yerlere yetismeye calismakla geciyor hayatimiz. Hayatin akisina oylesine kapiliyoruz ki, durup dusunecek, nefes alacak, ic sesimizi dinlemeye zaman ayiracak ve şükredecek kadar bos animiz kalmıyor.
Tum bunlar yaşanırken karsimiza cikan insanlara sevgi duymayi unutuyoruz. Aksine ofke tasiriyoruz icimizden, ofkeyle besleniyoruz. Kendimizi ezdirmemek adina daha disli olmayi ogreniyoruz. Sevgiden uzaklasarak kendimize korunakli ve disaridan zarar almayacak sekilde ağlar örüyoruz. Kendimize potansiyel bir tehlike olacağını hissettiğimiz kişiye görünmeyen zehirli oklarımızdan fırlatıyoruz. Kimsenin ağlarımızdan içeri sızmasına, en içimizi, en zayıf halimizi görmesine izin vermiyoruz. Bir bir kapatıyoruz kalplerimizi. Robotlaşan bedenlerimizle günü bitirmeye çalışıyoruz. Gün bittiğinde kafamızı yastığımıza koyduğumuzda bile bir sonraki günün yapılacakları ile uykuya geçiyoruz.
Ani kaciriyoruz. Ani kacirdikca an'daki sevgiden ve an'daki guzelliklerden uzaklasiyoruz. Tesekkur etmeyi unutup, saygısızlığı karakter haline getiriyoruz...
Kalabalık meydanlarda kostumleri farklı, fakat dışı bizim kadar ağlarla örülü yürüyen bedenlerle karşılaşıyoruz. Birbirine biraz yaklaşmaya başladıkça herkesin dışarıdan görünmeyen okları birer birer yerlerini alıyor. Atılması gereken an kollanıyor ve tehlike anında sevgiden tamamen uzaklaşmış bir şekilde saplamaya hazır hale geliyoruz. Ve kendi aramızda buna 'laf sokma' diyoruz. Bunu yaptıkça kendimizle gurur duyuyoruz bir de, hakkımı savundum, tam da yerine gelmişti, bir daha yapamaz diyoruz. Öfke taşıyor içimizden, zehir akıyor, kendimizi koruduğumuzu/savunduğumuzu düşünüyoruz...
Biz ne zaman bu kadar kötü olduk? Ne zaman sevgisizliğimizi bu kadar kabullendik? Başkalarını mutsuz etmek ne zaman bizi mutlu eder oldu?
Yere düşen ekmeği öpüp başına koyan çocuklardık hepimiz... Neden ve ne zaman bu kadar bile isteye körelttik o naif tarafımızı...
Biz büyüdük ve kirlendi mi dünya? Hayır, biz kirlendik o oklarla...
Oysa dışarıdan kirli geldiğimizde eve, annemiz alırdı kapıda kucağına banyoya kadar taşırdı...
Şimdi al kollarına beni ve benim gibi düşünen çocuklarını Tanrım!
Ve taşı kucağında temizlenmemiz için.
Yıka bütün içimizin kirini...
Tüm zehirli oklarımı sana bırakıyorum.
Sen koru beni...
ve sen kullan bana gerektiği zaman benim için...
Çünkü ben artık hafiflemek istiyorum...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder